Kitap Zamanı 100, Mayıs 2014

Kitaplığımın en önemli ciltleri, bütün sözlükler!

DOĞAN HIZLAN

Gerek evdeki, gerek gazetedeki çalışma odamda, masalarımda veya raflarda sürekli yardımıma koşan, en önemli kitaplar hangileri diye sorarsanız, benim yanıtım, sözlükler olur. Türkçe ve yabancı dillerdeki sözlükler her iki mekânda da rafların en göz önünde yer alırlar. Günlük yazıda bile sözlüklere müracaat ederim, kimi zaman kullandığım kelimeyi daha zengin karşılıklarla kullanmama sözlükler vesile olur. Tek bir kelimenin bile yazıdaki yerini, önemini her yazar bilir.

Yıllardır insanların çalışma masalarına, kitap raflarına dikkat ederim; nedense çoğu masada sözlüğe rastlamam! Oysa akılda kalan, belleklerdeki yerine güvenilen kelimeler sizi aldatabilir, onlar yanılacağı, eksik hatırlayacağı için sizi de yanıltabilir. Sadece “Türkçe Sözlük” de yetmez, yetmemeli… Elbette meslek sözlüklerinin de bu rafta bulunduğunu söylemeden geçmeyelim. Mümkün olduğunca geniş bir seçenek olmalı, elimin/ elimizin altında. Sanat, felsefe, müzik, edebiyat, terimler, argo sözlükleri… Neye ihtiyaç duyacaksam…

Benim için Türkçe ve yabancı dillerde edebiyat sözlükleri, bir denemeci, bir eleştirmen için vazgeçilmez sözlüklerdir.

Sözlük sayesinde, edebiyatçıların dilde yaptıklarını, yapmaya çalıştıklarını fark edersiniz… Bir romancı, bir şair, bir öykücü bir kelimeyi ille de sözlükteki biçimde mi kullanır? Buna, her zaman evet diyemeyiz. Örneğin sıklıkla dile getirilen ‘dilde deformasyon’ meselesi İkinci Yeni akımının gündemde olduğu yıllarda söz konusu edilmişti. Onların yaptıklarını, kelimelerin sözlükteki yerini bilmeden kavramak; bu değişimi anlamak mümkün değildir.

Genel sözlükler, yazacağınız yazıda her zaman yeterli değildir. Onun için sözlüklerin yeni baskılarını da edinmek gerekir.

Yıllar önceki bir sözlükte yer alan kelime bugün başka bir anlam taşımaya başlamış olabilir. Kelimenin ikinci anlamı veya üçüncü anlamı, içinde bulunduğunuz dönem içerisinde birinci anlamı halini almış olabilir…

Hatırlatmak gerekirse; Tahir Alangu, Ömer Seyfettin’in yaşamını yazdığı kitabına Bir Ülkücünün Romanı adını vermişti. Ülkücü 70’lerin ortası ve 80’lerden sonra bu başlıktakinden farklı anlamları daha önce akla getirdi… O söz o zaman “idealist”in karşılığıydı.

Yabancı terimler, özellikle edebiyat ve sanat yazılarında Türkçe karşılıklarıyla görünür. Bunu Türkçeleştirirken, özgün dilindeki anlam yükünü belirtmek şartı var mıdır? Kesin bir cevap vermek zor.

Sözlükler üzerine bir inceleme yapılsa, dilin seyri konusunda her şeyi söyleyecektir… Sözlüklerin kendi dili bile bunun birinci ispatı olur.

Türk Dil Kurumu’nun kuruluş yıllarında çıkan sözlükler, dil çalışmalarının sözlüklere nasıl yansıdığını göstermektedir. Türkçe- Osmanlıca, Osmanlıca-Türkçe küçük cep sözlükleri incelenmeye değer. Çünkü bu iki kitap hem dil devriminin geçirdiği aşamaları hem de sözlükler konusunda bilgi içerir. Ne olursa olsun, dil sözlükleri arasında argo sözlüklerinin yeri ayrıdır. Dilin yaşayan bir varlık olduğunun en güzel ispatıdır. Bu yüzden sürekli yenilenmek zorundadır. Argo, sözlü kültürün en hızlı yansıması olarak sürekli yeni kullanımlar üretmekte, kimileri yaygınlaşıp kimileri unutulmaktadır. Bu o kadar hızlı seyreder ki, argo sözlükleri kısa bir süre sonra içinde bulunduğu zamanın gerisinde kalır. Genç kuşağın kullandığı dil, argonun üretim hızı her zaman aynı hızda sözlüğe yansımaz.

Sözlüklerin internetteki yaygınlığı da meselenin farklı bir boyutudur aslında. Şimdi değişen, gelişen dili bu sayede izlemek mümkün.

Kitaplığımın en önemli ciltleri, bütün sözlükler!