Ağırlığı başka dilde tartılamayan kelimeler vardır. Genellikle akademik bir makalede ya da ‘ağır’ bir metinde karşımıza çıkarlar; ilk bakışta tanırız onları. Bu kelimeler “her zaman değilse de çoğu kez) başka bir dile aktarılması mümkün olmadığı için özgün haliyle bırakılmıştır. Peki, niçin bazı kelimelerin başka dile çevrilmesi mümkün görülürken bazılarının anlam yükünü ancak kendi dilinde taşıyabileceği düşünülür? Jacques Derrida, “Bir anlamda, başka dile çevrilemeyecek söz yoktur; bir anlamda ise hiçbir ifade başka dile çevrilemez.” demişti. Üzerine onlarca kitap, sayısız makale yazılan ²çevirinin imkânsızlığı² tartışmasına girmeyeceğim. Dilin en eski paradokslarından biri bu: Dilden dile çeviri mümkün olmasaydı, bugün örneğin dünya edebiyatından söz edemeyecektik. Öte tarafta, kusursuz çeviri mümkün olsaydı, Babil Kulesi ayakta kalırdı.

Bugünlerde dilin sınırları ve kelimelerin özgül ağırlığı üzerine yeniden düşünmek için iyi bir sebebimiz var. Barbara Cassin’in editörlüğünde hazırlanan ²başka dile çevrilemeyen terimler² sözlüğü* konuya farklı açılardan bakmayı sağlıyor. Diderot ve d’Alambert’in ünlü ansiklopedisiyle aynı soyağacına bağlanabilecek bir eser bu, 150’den fazla ismin katkısıyla 11 yılda hazırlanmış. Sözlük, felsefe tarihini “çevrilemeyen” kelimeler üzerinden yeniden yazıyor aslında. Felsefe öğrencileri bilir: Felsefe tarihi biraz da yanlış çevrilen, yeniden çevrilen ve çevrilemeyen sözcüklerin tarihidir. Bu yüzden felsefe tarihini öğrenmek “praxis,” “mimesis,” “logos,” “dasein” gibi kelimelerin anlam dünyasını tanımaktır. Büyük boy, küçük punto, 1300 sayfalık sözlükteki kavramlar, çevrilmesi imkânsız görülenlerin sadece bir kısmı. Anlamın kayganlığı üzerine bir ders olarak nitelenebilecek sözlüğün temel sorusu şu: Başka dile “çevrilemeyen” kelimeleri nasıl çevirmeli? “Kitabın Arapça, Farsça ve Rusça baskıları hazırlanıyormuş, Türkçe neden olmasın?)

Sayfaları hızlıca kat ederken ilginç örneklerle karşılaştım. Daha “word” (kelime) “Fransızca: mot, Almanca: Wort, İspanyolca: Palabra, Yunanca: Onoma) sözcüğünün tanımında uzlaşma sağlanamamış. Dilin en küçük birimi olan kelimenin tanımı dilden dile değişiyor. Bazı dillerde bağlaçlar kelime sayılmıyor örneğin. Kelime bir bütünün parçası olduğunda mı bu nitelemeye hak kazanıyor yoksa bağımsız mı, tartışması yapılmış. Risale-i Nur’da bazı tesbihlere “cümle,” bazılarına “kelime” dendiğini hatırlayalım. “To translate” (çeviri, tercüme) sözcüğü de dilden dile farklı göndermelere sahip: Aktarma, uyarlama, yansıtma, çağrışım gibi… “Dünya” kelimesinin bile her dilde çağrışımı ayrı: Dinî, kozmolojik, toplumsal göndermeleri var. Örneğin, Arapça “dünya”nın “den’i” (alçak, aşağı) kelimesinden türediğini bilmeden anlam derinliğini kavrayamayız.

Sözlükte “şiir” maddesi yok ama çevirinin imkânsızlığı üzerine konuşulurken genelde şiir çevirisi örnek verilir. Bir şiiri başka dile aynı güçte aktarmak mümkün değildir. Kelimelerin tarihi, anlam yükü, çağrışım gücü tamamen aktarılamaz çünkü. Orhan Veli’nin Aragon’dan yaptığı “Elsa’nın Gözleri” çevirisi gibi istisnalar akla gelecektir: Benzer örneklerin başka dile aktarılan değil, kendi dilinde “yeniden yazılan” şiirler olduğunu düşünenlerdenim. Bu yüzden Can Yücel, şiir çevirilerinin sonunda “çeviren” değil, “Türkçe söyleyen” derdi.

Dilin zamanla eskittiği kelimeler olur, sözlükte bunun ilginç bir örneğine de rastladım. Rusçadaki “pravda” (hak, adalet) kelimesi ideolojik yükünden dolayı Rusça felsefe sözlüğüne alınmamış. Malum, “pravda” Sovyet rejiminin parti yayın organının adıydı. Bugün Türkçedeki “ak” kelimesinin çağrışımlarının 10 yıl öncekiyle aynı olduğunu kim söyleyebilir? Dil, kelimeleri eskittiği gibi yenilerini de yapıyor. Örneğin, Türkçemizde “hayal” ve “rüya”nın karışımından türemiş “hülya” – başka dilde ifadesi mümkün mü?

Wittgenstein, “Dilimin sınırları, dünyamın sınırlarıdır.” demişti. Kendi dilimizin sınırlı dünyasından başka dillere bakmak, uzak yıldızları seyretmek gibi, evrenin genişliğini hatırlatıyor.

 

* Dictionary of Untranslatables: A Philosophical Lexicon, Ed.: Barbara Cassin, Princeton University Press.